15 Nisan 2012 Pazar

Hiç 900lü hatlardan arayanınız oldu mu? (+18)

(+18 ögeler içerir.)
Hiç 900lü hatlardan arayanınız oldu mu? Soruyu anlamak cevabın yarısının iki katından 3 fazladır,soru neydi lan! Hatırladım evet. Beni aradılar aga ama müsait değildim konuşamadım anasını satayım. Hep beni bulur zaten böyle şanssızlıklar! Ne yapayım evdeydim be hafız. Konuşamazdım rahatça ev ahalisinin yanında. ''Tamam kanka ben seni arıyacağım, yok lan ben de çalışmadım sınavlara daha, tamam lan tamam getircem yarın notu.'' dedim ama sonunda hiç olmayan bir yürek burukluğu sardı içimi. ''Canım'' derken kapatırken...
''Sen de haklısın'' desen bile,gelir kol gibi fatura...
O değil de yukarıda bir yerde ders notu geçiyor gördün mü onu? İşte yaklaşık 15+8 gün sonra finallerim başlıyor kol gibi,boru gibi ve ben hala konuları bitirmedim,yormadım o narin beynimi. O dereceki 15 ile 8i bile toplamadım,yorulmasın nöronlarım diye.İyi b.k yiyorum. Yiyorum da aga,adım çıkmış inek diye. Ulan en yakın arkadaşlarım bile inanmıyor çalışmadığıma. Çalışmadığımı,çalışamadığımı insanlara nasıl anlatabilirim,ispatlayabilirim be hafız bir el at? Hafız kelimesi de hacıdan sonra pek bir yerleşiverdi dilime. Yakında şakird, hoca efendi, falandı filandı derken,bir bakmışın ben yokmuşum, yenilmeye doymuşum.
Tamam saçmalıyorum ama ders çalışmak istemiyorum iki nokta üst üste aç parantez.
Mutluluk

Belki yaz geldi diyedir,çifler el ele,dudak dudağa... Geçen kampüste gördüm, kanı deli akanlar çimlerde öpüşüyor. Dayanamadım gittim,''eviniz yok mu lan sizin?!'' dedim. Erkek olanı, avı elinden alınmış arslan gibi kükreyerek ''yok lan, hem sanane lan (haydilililililili) yar...'' dedi. Oracıkta hemen bizim emlakçı Nurullah abinin kartını verdim,böyle böyle müşteri yakalıyoruz. Öğrenciyiz,para lazım aga. Buna binayen ek iş işte, ne yaparsın...
Öpüşmek demek ev demek
Ev demek emlakçı demek,komisyon demek,para demek.
(Dayak yemek...)

Geçen gün halamı gördüm.''Naber kuzum'' dedi. Kuzum kelimesini çok severim,bana bu kelimeyi diyenleri çok severim,direk aşık olurum o derece.''İyidir panpa senden naber'' dedim. ''İyiyim tosunum'' dedi, ''Ee dersler nasıl var mı kız arkadaşın?'' diye sordu. ''Derslerle uğraşıyoruz işte çok zor'' dedim hızlıca ikinci sorunun üstünü kapatmak için,ama olmadı...''Ee kız arkadaşın var mı bari?'' ben ..... ''Saçların da dökülüyor bak,iyice ölüyorsun ehehehe'' dedi, ben iki nokta üst üste baya baya uzun bir aç parantez...

Kapa lan kapa yazmıyorum daha...
Kapa çok yazmasın,ben ödemeli atarım sana.
S.ktir lan!

1 Nisan 2012 Pazar

Laz fıkraaası

video
Bugün bir arkadaş anlattı,çok hoşuma gitti.Bir laz fıkraaası anlattı.Laz hep diyormuş ki çevresine,ben bak hastayım,ben hastayım,ben hastayım diyormuş,kimse dinlemiyormuş kendisini.Ben hastayım,ben ölücem,bana bakın filan.Sonra demiş ben ölürsem,mezar taşıma böyle yazın falan,mezar taşına yazmışlar.Demiş ben hastayım dedim dedim bana inanmadınız bak ne oldu şimdi?Ihıhı ıhıhı.Ihıhıe Ihıhehe.Heh?Öyle yani bizim lazın mezar taşında öyle yazıyormuş,ben hastayım dedim dedim bana inanmadınız,ne oldu şimdi?Gördünüz mü?


Bizim kadar kendi milletinin zor durumundan faydalanan bir millet daha yoktur.Ama gollük pozisyon ne yapayım,dayanamadım,yazdım.
Şimdi eleştirilere gelelim.00:02de maskeyi çıkaracak sananlardanım.00:09daki kaşlarını kaldırışı vurucu hamlelerden biri.00:26daki süregelen nefes alışları ''ulan şimdi millet gülmekten yıkılacak bari ben dik durayım da iyi övüneyim,bir derin nefes'' 00:39daki ''Gördünüz mü?'' demesi bana bir derste hocanın öğrencilere ölümsüzlüğün şifresini tahtaya yazarken arkadaki kısa boylu öğrencilere seslenişini anımsattı.Ama gözelerini kaçırışı,utanışı yok mu.İşte insanı böyle mesih ilan ettiler zorla.
Gerçekten zor bir durum insanın kendi anlattığı fıkrayı,efendim yaptığı espriyi açıklamak zorunda kalması,Allah düşmanımın başına versin.Oysa ki fıkra olduğunu başta belirtiyor.Ama işin boka saracağı,bir terslik olacağı da videonun başında sakalını tersten kaşımasından belli.İnsanlar gülmeyince acaba içinden ''Keşke o arkadaş fıkraaayı bana anlatmasaydı la'' dediği olmuş mudur ayrıca bir merak alanım.Ama canlı yayın,en azından oraya gitmek için verdiğin yol parasına gülseydiniz! Ya da adamın düştüğü hale gülseydiniz lan vicdansızlar!

26 Mart 2012 Pazartesi

Akşamüstü akşamüstü

Grip olduğumda sesim daha bir çekici mi oluyor ne? Efendime söyliyeyim daha bir kültürlü,şallı mallı entel havası veriyor insana. Biraz da vurdumduymaz yapıyor insanı. Neden mi? E, kulakları tıkıyor. Kolay kolay duymazlıktan gelebiliyorsun kuyruğa kaynak yaparken arkandan saydırılan küfürleri...
Bu akşam iyiydi.
Okulda bir arkadaşım var,arkadaşım dediğim 55-60 yaşlarında emekli bir gemi kaptanı,Ali kaptan.Gezmediği bir Avustralya kalmış sahil ülkesi olarak. Adam şimdi de kaptan yetiştiriyor, 1980li yıllarda okuldan ayrılmış 1.sınıfta, şimdi aftan yararlanıp diploma alma hevesi ve araştırma görevlisi olup profesörlüğe yükselme amacı içerisinde çırpınıp duruyor.
Şaka lan. Sadece diplomayı alıp gidecek,ne profluğu. Neyse aga adamla her konuşmamızda daha bir hevesleniyorum dünyayı tanımaya. Ali Kaptanla bu akşam yolda Cape Town,Güney Kore,Kuzeybatı İspanya, Çin ve Hindistan anıları üzerine konuştuk.
130 metre kıçlar arası güverte mesafesi varmış kullandığı gemide.
(oha! goethe bak!)
8 katlı bina kadar derin kamaraları varmış,güvertede demir bisikletlerle dolaşıyorlarmış yangın çıkarsa kıvılcım çıkarmasınlar diye falan feşmekan... Daha çok enteresan şey öğrendim de hepsini burada anlatacak değilim, gidip ıhlamur içeceğim de üzerine afiyet. Öğrendiğim ilginç şeylerden biri Koreliler eğer bir yanlış yaparlarsa efendim, kötülük yaparlarsa, ''geçen hafta kime yamuk yaptım da başıma geldi lan bu'' diye düşünürlermiş. Tabi bu şekilde değil, korece düşünürler şu şekilde ''oo negotova ya ya aa mansız ilhan nagazaki mitsubişi buldum bunu yapan japon suşi ya ya'' Tercümesi zor biraz işte,anlayın...Adamlardaki zihniyete bakın. Bizde olsa ''ulan anasını sattığımın karısı,ettiğin beddualar beni ne hale getirdi şerefsizin çocuğu'' diye saydırırız. Adamlar din de tuhaf. Yeniden doğmaya inandıklarından dünyayı ölümüne yaşıyorlar.(Tuhaf bir cümle oldu) Neyse bu, bu kadar.Hevesiniz gursağınızda kalsın.
Çiğ köftecimi değiştirdim,komagenedeyim artık. Önceki çok acıydı. Bazı sıkıntılar oluyordu,çift lavaş,bol acılı+ antep acısı(ezme gibi olanından),domatesi bol koy,yeşillik keza,limonunu da sık,tam yağlı ayran...Ofofofof.
Hiç canım çekmedi ki,daha yeni yedim aga ondan.
Onlar accı ben tatlı.
Lap lap.
Gerçi acıyı çok severim ama amcamın bir sözü vardır,der ki '' Tatlı tatlı yemenin,acı acı kusması olur.''
Ve Japonların bir sözü vardır derler ki ''oramakunapapuayenigine'' 
Türkçesi ''ne kadar dönersen dön,your goethe hep arkanda kalıveriyore''
Good night!

24 Mart 2012 Cumartesi

Damn it 1&2!

Abi o nasıl bir yaratıktı ya.
Bir hapşırdı pir hapşırdı, sandım 4.dünya harbi çıktı. Sonra düşündüm daha üçüncüsü çıkmamıştı...
Öyle hayvanları neden alırlar ki Hukuk fakültesine.Hayvan hapşırdı hapşırmasına ama elini peçete diye kullandı ve peçeteyi de masanın altına iliştirdi yani elini masanın altına sildi. Of,ne müthiş iğrençlikti o.
Damn it!
Olmamalıydı. Tamam ben de mükemmel değilim ama o kadar da değilim, yani boyumun ölçüsünü bilirim(boy 1.78cm, kilo 73, saçlar dökülüyor,gözler de bozuk ama avukat olurum 2 seneye, para b.k gibi, seni mutlu ederim, sinemayı severim, kitap okurum, son okuduğum kitap ee kem küm... taliplerimi bekliyorum teyzemin oğluna güveniyorum iyi çocuk. İstanbul Avrupa yakası tercih sebebim, dil bilirse daha iyi malum dil dile değmeden dil öğrenilmez...) (ne genişmiş parantez içi!) verilmek istenen mesajı verdikten sonra devam edecek olursak,dediğim gibi nasıl da yavşak bir adam bu. Yaşamaması lazım bu kımıl zararlısının.
(Parantez içlerini iyi okuyun please!)

Şaka maka bir yana artık bir baltaya sap olmanın zamanı geldi,nefes alsın yeter, isterse foktan olsun.
Geçen gün camda yan komşunun kızını keserken beni gördü, ben de onu gördüm, aşağıya indik, görüştük.

Selam kelam,''numaranı versene bir,belki lazım olur'' dedim, ''tamam'' dedi. ''tamam,ben çaldırıyorum seni,kaydet bakalım'' dedim. Tam ararken elim hoparlöre çarptı ve kadın konuşmaya başladı ''sayın abonomiz 152 gündür yükleme yapmıyorsunuz, telefonunuz bağlanacaktır ancak Allah rızası için bir ara para yükleyiniz lan, öhüm öhüm, iyi günler abonemiz'' dedi. Ben gökkuşağını taklit edercesine renkten renge girerken kız gülerek evine döndü. Ben arkadan bağırdım ''evden çaldırıcam seni, kaydet kız, gece arıcam'' ...

Kız duydu mu bilmiyorum ama ertesi gün buluştuğumuzda yanında bir arkadaşı vardı, önce iyiniyetimi muhavaza etmek amacıyla kötüye vurmadım, ''kuzenidir panpa ya, yanaktan öpüp, eller kenetlenmiş diye yanlış anlama hemen'' dedim kendime. Sevgilisiymiş...
Damn it!

İnandıysanız benzerlerini bir daha yazabilirim size...
Bugün evden okula giderken de arkamdakiler bir dakika içinde ''...hayatım...bebeğim...'' sözlerini 8 kere zikretmezler mi! Çok yapmacıksınız baba, hele bir de kızın o çocuksu mimikleri...
Iyk!
O değil de cidden bir renk lazım hayatıma, olmuyor böyle.
Yalnızlık iyi değildir her zaman,
fok you!

Rahatsız Hastalıklar

Yine yeni yeniden.
Geldim.

Ama hasta geldim.Ben grip,laptop garip. Benim hastalığım kütüphanedeki güzel kızın yanına oturmamla başladı. Allah sahibine bağışlasın güzel kız,gerçi sahibi de benim bir arkadaşım ama neyse...
Nereden bileyim ben kızın grip olduğunu! Aklınıza gribin bulaşma yollarından ilki gelmesin lan! Sadece hava teneffüsü ile bulaştı. Laptopumun hastalığı ise abimin klavyenin üzerine sert bir kroşe indirmesinden mütevellit...
16 gündür yoktu,taze geldi,taze taze yazıyorum.Bir taraftan da burnumu çekiyorum; sağ omzumdan başlayıp kol el derken bir atlama sol ele geçiyorum,nihayet son buluyor sol omzumda burnumun peçete arayışı.
Sağ gözüm reset atmama rağmen error veriyor. 10 saat yattım ''bana mısın lan hayvan!'' demedi,geçmedi. Göz tansiyonu olmasından korkuyorum,aman düşman başına! Evde kulak damlası var, gözüme damlatsam sıkıntı olur mu acaba? Daha önce buna benzer tuhaf bir şey yaşamıştım. İlkokulda hoşlandığım kız ''ay Cemre,şu çocuğun dişleri nasıl da beyaz ya!'' demişti, ben de ''ne var bunda,benimkisi daha beyaz en altınsarısından'' demiştim patavatsızlıkla... Unutmuşum tuvalet eşiği dişlerimi. Kız güldü. Eve geldim sinirle diş macunu aradım, bulamadım. Ben de sıvı sabun da aynı işi görür diyerekten fırçalamaya başladım... Her saat başı bunu yeniledim,7 8'kezi bulmuştu.
3 gün sadece çorba içebildim. Az daha ölüyordum.
Boğazım ağrıyor gribim!
Ulan güzel kız ulan güzel kız! Kızın hayvani hınkırışları inletirken dört bir yanı şöyle bir Nuri Alço bakışı attım. Sonra kendimi çok kötü hissettim, kız depo tıkanmışçasına burnunda mendille hınkıracak ay pardon ağlayacak bir ifadeyle bana baktı. Ulan gülsem ayıp olur,sinirlenmesem binayı sel basacak. Birkaç saniye bakıştık, içimdeki Peppe çok üzüldü,neredeyse kızdan özür dileyecektim. Ama kız her kapı açılışında,her topuklu hatun yürüyüşünde,her yere şişe düşüşünde, telefon çalışında hınkırdı, gürültüde arada kaynar diye.
Ama olmadı, kaynamadım be gülüm.
O ne müthiş şelaleymiş be kızım,
Baharda da akıyor,güzde de.
Durmak bilmez deli suların,
Burnunun o iki deliğinde...

25 Şubat 2012 Cumartesi

What a f.ck Adnan vs kaslı adam

Kızlar saçlarıma ve kaslarıma hayran bu günlerde... Şaka lan şaka ikisi de yok, rahat olsun düşman paçozlar. Bir yalandır dilimde bu günlerde. Varsın olmasın anasını satayım, olanları da görüyoruz. Görmek dedim de aklıma geldi, benim sonum Cemil Meriç gibi olacak. Adama doktoru okuma kör olursun demiş, adam okumuş aga...Okumuş kör olmuş.Ben de onun izindeyim. Ama bu ömrümün nadide baharında ne güzellere denk geliyorum aklın hayalin durur.Güzel dediğim manzara falan... Hani güzellik görecelidir ya, işte bazıları göreceli değildir aga, şahaneyibeytülkebap, maşallah inşallah.
Keşke ruhlar aleminde yaşasak diyorum lan, kendimi çok yalnız hissettim bir an.Yani duygusal manada değil,maddeci üçüncü kişi bakış açısının fizyolojik etmenlerini var eden anatomiyi katalizöre soktuğumuzda vuku bulan septik manada. Bunu kimse anlamıyor,işte bu yüzden yalnızım galiba...
Saç var ama ...
Euzubismillah,bakma oğlum bakma tütütütütü...
Şak diye görünce şok olmayın hemen. Şimdi Allah'ın yarattığıyla dalga geçilmez ama bu adamla...Aga ne yaptın sen ya, Kur'an mı yaktın ebe çernobil faciası herif. Ekmeğin üstüne yatınca böyle oluyor demek ki... Denize düşüp yılana sarılmaya çalışsan, yılan kendini sokup intihar eder, bu nasıl tip lan! Ama yine de inancını kaybetme kardeş, Yaradan seni tipinle sınıyor olmalı, yoksa mantıklı bir açıklaması yok bunun. Görür de okursan, genel cerrah 02125568749, acile tuşlayacaksın unutma acile!

Very big cat!
Kedilerin en çok sevdiği programmış.
Neyse efendim bir iki de video paylaşacağım nacizane.

video
Abi bu adam bu kızları nereden buluyor,ofofof... Ulan buraya konuk olarak gitmem için ne yapmam gerek.Kendimi ne ilan etsem alır beni programına acaba...Atın beni denizlere...
Şaka bir yana Adnan'ın müzik zevki varmış, her ne kadar ingilizceden çakmasa da.
İngilizceden çakmıyor çünkü, şunu izleyin.

video
Birden müzik bitince adam balıktan çıkmış suya dönüyor. 
Niye kestiniz lan müziği adam ne güzel huşu içinde coşuyordu.
Neyse efendim, size gelsin bu şarkı, kedi canınıza iyi bakın.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Yazmasaydım Çıldıracaktım Fatih Kuzu

Uzun zamandır aklımda olan,yazsam mı yazmasam mı diye zihnimdeki gelgitlerle tsunami etkisi yaratan bu yarışmacıyı en sonunda burada işliyorum.
Kim milyoner olmak ister adlı programa katılan Fatih Kuzu adlı yarışamayancıyı sanatçı gözüyle ele alacağım.
Şimdi vidyoyu direktiflerimle izleyelim.
Play!
video
13.saniyeye kadar: Arkadaş yarışmaya halasının yerine katılmış,halası da buna daha çok güvenmiş olacak ki bunu göndermiş.
20.saniyede sanatçı gözüyle bakmak için katıldığını itiraf ediyor,buraya dikkat sonra geleceğim buna!
01:08e kadar: İlk soruda bu kadar düşünmesi bizleri nasıl bir yarışma beklediği konusunda aydınlatıyor.
02:15e kadar: Keşke baban da zamanında seyirciye sorma hakkını kullansaymış...
03:25e kadar: Anlamadığım,bu adam yılbaşılarında tombala oynamayıp alemlere akıyorsa,öleyim ben...
03:57deki kafa sallamaya dikkatli bakın,adam direk 18 yaşında doğduğunu öncesinde yaşamadığını belli ediyor burada.Telefon joker hakkında ''ben bilmem halam bilir'' demesini bekledim,ama demedi,diyemedi..
Çaresizliğin resmini mi istiyorsunuz ya da resim değil lan bildiğin çaresizliğin vidyosunu mu? 
İşte: 05:56-06:06 arası..
Anlamadığım diğer şey sorulara sanatçı gözüyle bakıp Frank Statra'yı ay pardon dilim Fatih Kuzu oldu,Frank Snatra'yı diyecektim,işte onu bilememek nasıl oluyor anlayamıyorum.Sanatçı gözüyle Frank Snatra'yı göremedi,tabi hangi sanatçı o da var,Ajdar da bir sanatçı hatırlatırım.
Son sorunun cevabını da merak ettiğini hiç sanmıyorum,sırf ayıp olmasın diye cevapladı,zaten adam ''veremezmiş'' diye düşünüyormuş.Kenan Işık da giderken s.ktir git dercesine tokat attı.
Ben daha ne diyim!

29 Ocak 2012 Pazar

Iyk, pis, kaka.

Terazisi tezekten olanın dirhemi b.ktan olur. Çok aşırı içimizden gelen bir atasözüyle başlamamın nedeni, vereceğim haberle ilgili. Haber idrarla ilgili. İdrarla çalışan oyun bulmuşlar lan. Haberde tuvaletten çıkmak istemeyeceksiniz diyor,idrar bitince game over oluyor yazıyor hahaha.Ulan kim hazırlıyor bu haber başlıklarını merak ediyorum,o adamın kafasında olsam Mars'a merdiven döşerim anasını satayım.Annem bana küçükken kızınca ''deli ola,b.kunla oynayasan emi!'' derdi. Bak burada adamlar deli olmadan oynamaya başlamışlar. Artık anneleri nasıl şekilli bir beddua etmişse hahaha.
Haberin sonundaki cümle şu: ''Tuvalette ihtiyaç giderme sürecini eğlenceli hale getiren şirket yöneticileri bayanlar için henüz özel bir ürün olmasa da onları unutmadıklarını ifade etti.'' Sapık mı bu adam, onları unutmamışmış hahaha.
Hangisine odaklanacak adam orası da sıkıntı.Detaylar videoda  http://www.haber365.com/Video/Idrarla_Calisan_Ilginc_Video_Oyunu/ 

Geçenlerde telefonum tuvalete düştü,ulan çok tırstım. B.k var sanki tuvalete sokuyorum telefonu. Imm,olmadı bu,değiştirelim...Aga cidden bak,müzik dinlemek için müzik de şu, aldım,bir yere koydum ama kaydı,ama tuttum.Hahahahaha. Ama valla anca tuvalette dinleyebiliyordum geçen hafta, çünkü ders çalışırken odaklanma problemi yaşayan ben, country şarkıyla okuduğumu nasıl anlayayım,acıyın lan bana.
İlkokulda bir kız arkadaşım anlatmıştı. Tuvaletteymiş, telefonla biriyle konuşuyormuş, tam klozetten kalkarken elinden telefon düşmüş ama yere değil...Ertesi gün arkadaşı bu kızı görmüş, ''Dün baya bir sesin kötü geliyordu,bir ara boğuldun sandım,yine havuzda telefonla konuşuyordun dimi seni gidi seni'' demiş.Kıza da sordum ''Valla Cemre telefonu aldım içerden sonra havuzdayım kapatıyorum dedim ama dokunmadan,ne deseydim,sesinle iyi mi oluyor deseydim'' hahaha,ne insanlar var yahu. Hiç o telefon bir daha kullanılır mı. Imm,pardon,görüşürüz...

Sınavlar biter cebimde bir revolver ve ben çeker giderim...

Bir vize sınavının daha sonuna geldik.Tatilimse 2 gün,biri gitti.Biri de bugün gidecek.
Resme aldırmayın lan,asil tatil içimizde,bakın bana...
Dediğim gibi sınavlar biter cebimde bir revolver ve ben çeker giderim... Nereye gidicem aga 1gün kalmış okula,tatilin dünü dayımın ve kuzenlerimin gelmesiyle gümledi. O değil de anasını satayım,eve gelen her misafirin çocuğu olmak zorunda mı? Hadi olsun kabul,ama hepsi de ''Cemre abi şu bilgisayar çalışıyor mu?'' demek zorunda mı? Ne yapacaksın lan sen çalışıp çalışmadığını,bilgisayar teknik servisi mi kesildin başımıza ebe yerden bitme hıyar ağası! Çalışıyor çalışıyor gel al oyna,klavyenin anasını belle gel lan,gel,fareyi yere düşür,dosyaları sil gel lan gel bir şey yapmıcam gel! Bizim zamanımızda yaklışık 11 yıl önce,mario oynardım pcde,o zaman yoktu bizim tabi ama misafirliğe gidince isterdim ev sahibinden. Hiç unutmam anası sattığımın karısı bana fare imlecini at'a çevirip ''al at yarışı oyna bak ne kadar eğlenceli'' demişti. Eğlence anlayışına hastayım ev sahibi. İyi güzel oynayayım da diğer atlar nerde lan! Tek rakibim kendim miyim ben lan ev sahibi! Çocuk mu kandırıyorsun sen, çocuk muyum lan ben? Gerçi o zamanlar çocuktum ama atlardan daha iyilerine layıktım.
''Acaba 'a' harfi neredeydi kanka ya',manita bekliyor.'

Gözlüğümün camı bile sızlıyor uyku uyku diye ama yok! Uyumak lazım tabi bazen ama uykuyu haketmedin sen ey ib.e beden! Sayende şemsiyelerle kanki oldum,sı.tığımının kafası. Anlamadığım şey bu senenin sınavları neden bu kadar girişken baba ya. Bir beyit yazdım onlara kendimce... Alışınca artık bir yerimiz,acıtmaz oldu şemsiyemiz... Tüm sınavlara hitap edilmiştir. O kadar çalışmama rağmen orta seviyeli notlar alacağım anasını satayım. Anlamadığım çalışmayan adamların iyi alabilitesi olabilmesi. Ama hastayım onlara yemin ediyorum. Hani sınav zamanı sabah geç kalkıp elinde gazetesi altında eşofmanıyla sınava gelen adamlar yok mu(üniversite de yok da) olsa hasta olurdum,ne diyorum lan ben.
Anlamak için japoncaya gerek var mı panpa?Ayrıca bende açıldı,ay ne münasebet...
Kız kardeşime kaç gelir sınavlarım diye sordum,kendini 10 saniye düşünmeye bıraktı,bu arada ebedi ay pardon edebî bir cümle kurmak için kastığı her halinden anlaşıyordu,şunu dedi,''Riks almak lazım abi.'' Ebedi bir cümle hazırlığında olduğunu söylemiştim,pardon karıştı edebî.
Sınavlardan sonra anladığım şey her gün sınav yarınmış gibi çalışsam 7,5 yıla kalmaz profesör olurmuşum
7,5 yıl çokmuş ya,neyse kalsın,vazgeçtim.
Sınavlar bitince internet o sınav dönemindeki çekiciliğini kaybetmiş gibi geldi bana,başım alıp nere gidem.
Aşk nedir bilir misiniz? Ne diyorum lan ben ne aşkı,doğruca Pes'e Hereos'a akmam lazım,hakaralardan makaralara koşmam lazım,durmak yok...

17 Ocak 2012 Salı

Nostalji Yapıp Çıkacağım

3 gün kaldı vizelere,ben burada hala mal gibi youtubeda dolanıyorum.Bir iki videoyaya bakayım derken eskilerde buluverdim kendimi,yeni bir şeyler keşfettim,hemen buraya döküp çıkacağım,hiç zamanım kalmadı artık panpalaaaar!

Show Tv'nin jeneriğine rastladım,W harfini görünce korkardım anasını satayım.
Jenerikte sanki at koşturuyorlar,hipodromdan mı kaydettin o sesleri dık dıkı dıkı dık dıkı dıkı dıkı dum! haha.

Eğer hatırlayan olursa bana dönsün,yazsın yalvarırım!
Bir dizi vardı Show'da.Korku dizisi.Çiftlik vardı,çarşaf giymiş bir adam vardı,yüzü tuhaftı.
Elm sokağı değil söyliyim.
Yüzü yanmış gibiydi,kadın vardı,çiftlik vardı,tek hatırladığım bunlar,of,bulamazsam kafayı yiyeceğim,yardım!!!

Sonra atarilere baktım.
Şu reklama bakın hele.

Komputere meydan okumak lazım aga!
Eskiden böyleymiş aga,reklamda direk verilmek istenen mesajı iletiyorlar,bu kadar;mantık bu;
Evinize koşun,atariyle coşun!
Bunu anladık da 00:06'da oturan adamı niye atari oynamaya götürüyonuz anasını satayım...
Benim annem hep kızardı atari oynamama,saklardı adaptörü.
Bozuk playstationun adaptörünü bağlayıp,şartelleri yakmıştım,bina havaya uçacaktı.
Çok pis bir koku olmuştu evde,parfüm sıkmıştım her yere...Ne günlerdi...
Adaptörüm olsa,kol'um olsa + bir de eski kasetlerim olsa hala oynarım hala oynarım hala oynarım lan!




Oha!!! 10 yıl geçmiş üzerinden,vay anasını.
O zamana kadar izlediğim en iyi reklamdı itiraf ediyorum.
Aga İtalyanların reklamı bile müzikal gibi anasını satayım.
00:34 'he' kelimesini evet diye çevirmişler bir de,ulan ben de düşünüyordum,italyancada 'he' ne demek diye,vay anasını ya...
Fatih Terim de ingilizceye nazaran daha iyi konuşuyormuş o zamanlar italyancayı; belki de çok az ve kısa cümleler kurduğu içindir,nihahaha.
Çocuk da çok başarılı,kim olsa yer bunu; çocuk aynı Ka'ka lan!

Daha çok şey yazardım da zamanım yok şimdi,
ilerde yazarım çizgi filmlerden girer,Alf'ten çıkarım; Iyk Alf'ten nefret ederdim.
Bu arada Show tvdeki Ayşecik dizindeki Ayşeyi gördüm Twitterda.
Aga ne değişmiş, ne çok büyümüş öyle,buyurun. Oyunuluğu bırakmış gibi bir şey,ama bizim üniversitede radyo sinema okuyormuş,neyse...
Neyse neyse neyse,evet 80 yıllarda yayınlanan bir diziymiş bu,ilk öpücük dizisi,bu jenerikteki 22.saniyedeki kıza bakın bir,ya da alın hazır ona bakılmışı.
Baktıysan bir de şu fotoğrafına bak,geçici olduğuna inandığım bir aşk yaşıyorum şu an.

Allahına kurban yarim,al bu canım senin olsun
Yollarına durmam yarim,beklesem de dönmüyorsun :(
Güzellik kelimesinin Fransızcadaki karşılığı bu olmalı.
Ne insanlar varmış diyorum yani o zamanlar...
Şimdilerde de böyleleri var,hep olacak bu ama, ah Carey vah Carey...
Seni tek geçerim Carey Mulligan,
tek senden geçemem Carey Mulligan.
hatırlarım, sana gel evlenelim dediğim an
sen aktristsin, bense bir holligan :(
Hani gülünce yanacığında bir boşluk oluyor ya Carey,
işte ölünce oraya gömün beni...
Ayyyy, yerim yerim.
Muhabbet başka yerlere kayıyor,canım acıyor beyler bayanlar canım...
Neyse ben gidiyorum,kalın sağlıcakla.
Bu dizinin linkini (altyazılısı bilem olur) bulana veya getirene 1milyon lira veriyorum!!!
(dipnot: eski tl,yanlış anlaşılmasın)
hahahaha,yazarlar ya hani böyle küçük,
gittim ben,öptüm seni şap şup!

14 Ocak 2012 Cumartesi

Çaresizlik...

Hahahaha.
Çaresizlik başlığını atıp,gülerek başlamak şaşırtmasın sizi.Çaresiz olan ben değilim.Annem...
Ya kadına dedim bak,demesem gam yemicem.Dedik,''yarın yağmur geliyor.'' Kadın banamısın dememiş,gitmiş halıları yıkamış.Gecenin 4buçuğunda ''uyku tutmadı,kalktım halıları yıkadım'' nedir arkadaş.
Şimdi geldi bana diyor,
''uyku tutmadı,suç bende mi?''
....
''ama gece yağmur yağmıyordu oğlum...''
...
''şimdi ne yapacağız .s''
.
-SON-


+Dedim ben sana şundan bir tane alalım diye,dimi?
-Doğru iyi halı kurutulur.
+Yok be,saklambaç falan oynarken evde sıkıntı oluyor kanka.


''Rüzgar esse var ya,kurur aslında dimi olum?''

13 Ocak 2012 Cuma

Yalan Kasırgası

Bilimsel araştırmalara göre insanın günde 100 tel saçı koparak intihar ediyormuş. Hay yalanınıza s.çayım sizin. Sözüm bilime,İsviçreli adamım senin anla.(Hayırdır kuzum,bu aralar araştırmaların yolunda gitmiyor galiba,pek sesin çıkmıyor da?)
Saç dökmeyen şampuan bulunmuşmuş...
Keller üzerinde mi denediniz anasını satayım!
En iyinizin...
Ulan ben normal değil miyim?
-Yoo,normalim.Yani eli yüzü gayet düzgün bir insanım.Tamam burada biz bizeyiz, birbirimizi kandırmayalım.
Yüzü düzgün olmasa da elim gayet düzgün sayılır.Tamam,kafamda çıkması gereken çoğu kıl tohumu,elimde bitmiş olabilir ki benim de bundan zevk aldığım söylenemez.Ayyy,el dedim de aklıma ne geldi.Geçen gün bir adam gördüm baba,adamın ellerinde,abartmıyorum, benim bütün vücudumdaki kıllardan daha fazla saç var,pardon kıl var.Kıskanmam,tiksinmeme ağır bastı yemin ediyorum; bu nasıl adalet lan?! Benim kafamda çıkması gereken saçlar,adamın elinde! Adam, el parmaklarını birbirine kenetlese, 3 gün zor açılır o eller,kördüğüm olur lan!
Çıplak denize girerim,'niye kazakla denize giriyor lan bu adam' derler arkamdan...
 Bu arada, üstteki kısmı okurken hep beni kestin,fark etmedim sanma,ne iş hacı,hoşlantın varsa bilelim?
Lafın ucunu kaçırdık.Günde 100 tel saç dökülüyormuş. S.ktirin gidin lütfen...ne 100ü,ne 1000i...
(fazla attım galiba...)
Ama baba, cidden, bu saçlar parmak hesabıyla sayıma düşmeden (ayak parmakları da buna dahil,biraz daha iyimser olalım),benim sevgili bulmam,hatta bulmam yetmez evlenmem,hatta ve hatta ''dede,benim niye senin gibi gür saçlarım yok'' sualini fırlama torunlarımdan işitmem lazım gelir.
Hayalime s.çayım.Nasıl bir yalan hayaldir bu.Evlenirsem çocuk yapmaya zaman ayırmadan direk torundan başlamam lazım,bu hayali gerçekleştirmek için...
Yoksa saçlar yetişmiyecek oğlum.

31 Aralık 2011 Cumartesi

Hoşgittin 2011 - Marduk

Uzun zamandır yazmıyorum. 'Yazamam arkadaş git lütfen' dedim kendi kendime; aklıma yazılası her kısa olay, espri,anektod geldiğinde. Twitter'ım nasibini aldı benden, size de yılın bu son günü vermeye çalışacağım, nasibinizi...

1 aydır yoktum şuralarda, yalnızlığımıza sadece iki kişi eklenmiş.Ayıptır,yazıktır,günahtır!... Keşan Müftüsü gibi hissettim kendimi. Ama dayanacak dalım yok. Duvara mı dayansam, başım alıp nerelere gitsem...

Hâlden anlarım-Bir hâl çalışanı.
Mario oynarken kaplumbağanın üzerinden zıplayıp, onu durdurmaya çalışırken ölenler olarak toplansak herhalde sayımız epey bir artar, ne dersiniz?

Kütüphane güzel bir yerdir ders çalışmak için. En azından bizim evden daha iyi çalışılır oracıklarda. Bir sabah evde çalışmayı denedim. Sabah kahvaltısında internetten indirdi-pardon satın aldığım Son Durak 5'i izliyoruz annemle. Ben lazer tedavisinde kızın gözüne olanları seyredip evde korkudan kaamet getirir ruhumu teslim etmeye yaklaşırken, annem 'ee, hani bu hiç korkunç değil' dedi. Acaba sabah sabah ne kadar korkunç olabilirdi ki? Doğruydu aslında, sorun bendeydi; hep ben suçluydum, problem bendeydi, ilgi göstermemiştim. Ne diyorum lan ben...
Öğlen pc başında tabletlerin videolarını Youtube'dan  izlerken akşam da bari İphone'nun videolarını izliyeyim dedim. Bakakalırım öyle tablet videolarının arkasından replay yazısı çıkana dek...
Gün tam anlamıydı gümlemişti. 
Akşam abim koşa koşa eve geldi. Kapıyı el,ayak,gövde,bacak ne varsa kullanarak zorluyordu. Dedim altına edecek oğlan herhalde, hemen kapıyı açayım. Abim ne dese inanırsınız: 'Koş koş, Show Tv'yi aç, Feriha'ya Koydum filmi başlamış' dedi... O an insanlığımdan utandım. Normalde bu tip diziler izleyen biri değildir ama arkadaşları ona dizinin, pardon 'filmin' adını yanlış telaffuz etmişler, o da filme başka konular efendime söyliyeyim başka manalar yüklemiş... Utanmadan gidip açtı,beklentisinin altında sahnelerle karşılaşınca durum malum: 'Yine hüsran, yine hüsran, yine hüsran; Göllerde bu dem bir kamış olsam'...

Ertesi gün kütüphaneye gittim. Aftan yararlanıp gelen 73 yaşındaki Necasettin Amcayı gördüm.Neyin kafasını yaşıyor bilmiyorum, 77 yaşında mezun olsa, avukat olup ''55 yıllık avukatım şurada!...'' lafını kullanacak mı çok merak ediyorum. Elinde Anayasa Hukuku(1.sınıfa giden Hukuk öğrencisinin kitabıdır.) ağzı açık bir şekilde uyuyakalmış. Sonra yanından geçmemle uyandı. Başını kabuğundan yeni çıkaran timsah yavrusu gibi bir oyana bir bu yana baktı şaşkın. Sonra ısrarla çalışmasına devam etti, 7.4 miyoba giden yakın dürbünüyle,pardon gözlüğüyle...
Abi, adam 'Beşikten mezara kadar ilim öğrenin' atasözünü uygulamaya çalışıyor resmen, ama mezar kısmında bir sıkıntı var, git Karacaahmette çalış aga, kütüphanede yer bulamıyoruz biz genç zihinler.

Sabahları dışarısı çok soğuk oluyor. Kar yok ama soğuğu var İstanbul'da. Bir de bu soğuğa rağmen bacaklarını sergilemek isteyen kadınlar var İstanbul'da. Ben merak ediyorum o mini eteği giyince o güzel bacaklarınız üşümüyor mu a benim canım kızlarım,bir söyleyin bakalım, yerden mi ısıtmalı? Üsten mi ısıtmalı kadınları bilemedim hahaha, çirkinleştim. Ama ısıtma olayı varsa ben de evde giyebilirim o eteklerden, bazen soğuk oluyor bu dört duvar.

2011 yılını da geride bıraktık, iyi b.k yedik. Ne anladın oğlum Cemo bu 2011'den diye sorarsan, bir b.k anlamadım derim sana, bir daha bir baştan tekrar edebilir miyiz hocam?
Marduk gezegeni gibi 4 gezegen gördüm rüyamda, 2012 de Dünyaya çarpacakmış, ölecekmişiz. Ben öleceksiniz bir gün demiştim, çıkıyor işte çıkıyor bak yaaa! Bu akşamda gökyüzünde havai fişek göreceksiniz, bak ben diyorum,sonra demedi demeyin.Abi ölüm dedik de, aklıma geçen gün yaşadığım olay geldi. Karşıdan karşıya geçerken şerefsiz bir cenaze arabası şoförü, arabayı üstüme sürdü ibn.! İşleri mi kesat ne anlamıyorum anasını satayım... Şoförün de boyu b.k kadar, bir buçuk metre kadardı boyu,arabadan aşağı indiğinde. Hayata o boydan  bakma nasıl bir şey, olaylara bakış açısı falan merak ettim hahaha g.tten bacaklı Chucky seni!

Yeni yılda herkesin, çocukluğunda hayal ettiği o masum şeyleri gerçekleştirebilmesini diliyorum.
Huzurlu ve romantik bir yıl olur umarım.

(Duygusal konuştum,her zaman konuşmam burada kıymetini bilin,hıh!)

30 Aralık 2011 Cuma

Tamamen Duygusal -1

Çok çabalıyordu üniversiteye kapağı atmak için,her gün elinde bir su şişesi üniversitenin kapısına yaklaşır, güvenlikleri atlatmaya çalışırdı. Ve her seferinde iş hüsranla sonuçlanırdı... Henüz lise son öğrencisiydi Coşkun. Dershaneden eve mekik dokuyan pineklemekten inekleme safhasına geçerken uyuya kalan bir insandı. Kafası esti mi düşünür sonra kısa süren bu düşünmesi beyninin önemli noktalarına zaiyat verir düşüncesiyle, düşünmeyi anında kesen bir yapıya sahipti. Yine bir gün okulda Kimya dersinde düşünmemek için uyumaya çalışıyordu. Derste pala bıyıklı Nutfetiye hoca, okso asitlerin kimyasal tepkimelerini anlatıyordu, kitabın anlattığı şekilde. Aslında, kitabı aynen okuyordu sadece aralarda sınıfı uyutmamak için etrafını radarlıyor, kem gözlere tebeşir fırlatıyordu. Tam o sırada o şaşı gözü Coşkuna takıldı, Coşkun okso asit doktorasını bitirmişçesine gönül rahatlığı içinde horul horul ders çalışıyordu. Horlaması bir an o kadar arttı ki yanında kafası tahtaya dönük ve gözü açık uyumaya çalışan Aşkın'ın uyanmasına sebep oldu. Aşkın fırlama bir tipti, Coşkun'un hayat koçuydu. Kendince Coşkun'u ayak yolundan çevirip kendi renkli yoluna sokmak için çabalıyordu. Uyanır uyanmaz göz kapaklarında büyük bir ağrı ve geçici bir körlük hissetti. Aşkın'ın gözleri kendine gelince, hocanın Coşkun'a baktığını gördü ve yanına doğru gelişini seyretmeye koyuldu. Aşkın elindeki kalemi, kollarını bağdaştırmış yüz üstü yatan Coşkun'un eline alttan tutuşturdu. Coşkun birden kalemi sıkmaya başladı. Ağzından salyalar akmaya başladı, hocalar gittikçe yaklaşıyordu, ortalığı sel götürüyordu...
(Tepkiye Göre Devamını Ya Getiririm Ya Getirmem,Bilinmez...)

21 Kasım 2011 Pazartesi

Son Bir Buçuk Hafta İçinde Bir Gün

Yağmur vururken cama...
O sabah hiç tanımadığım birine sırf elinde şemsiyesi var diye usulca sokulup 'merhaba' demek istedim. Çok yağmur yağıyordu cidden o gün. Saçıma serumu yedirdikten sonra okula gidince kafa üşüdü biraz tabi. Merak edenler soracak olursa, o ilaç da bir b.ka yaramadı, her hangi bir etkisi yok yani, sakın almayın bu tür şeylere inanmayın!
Sonra vay ben duymadım ben işitmedim demeyin; evlat acısı gibi girer insana bazı acılar...

Toplumsal mesajımı verdikten sonra devam ediyorum. Sabah kalkıp, ayakkabılarımın bağcığını bağladıktan sonra, sen şimdi diyeceksin sabah kalkar kalkmaz bağcık mı bağlıyorsun lan, teferruatı geçiyorum işte; he bir de şunu demek istiyorum o bağcıklarımı bağlarken kapanıp duran fotoselli apartman lambası var ya? İşte ben onu yapanı,takanı, yöneticiyi, sülalesini ... Ettiğim küfürleri bilse o caanım lamba bile bir ömür boyu kapanmamaya yemin eder, o derece yani...
Neyse efendim, yağmurdan kaçtım,okula ulaştım. Bir lavaboya uğradım. Saçlar etrafa dağılmış, yüzümü gözümü kapatmış...demek isterdim ama sadece geniş bir alınla karşılaştım aynaya bakınca... Sonra birden kafamda bir kaşınmanın olduğunu fark ettim. Aha lan dedim, aha serum etkisini gösterdi saç çıkıyor, oh oh! Elimi kafama götürdüğümde ufak bir şey havaya doğru yükseldi.Oha lan,arı!!!! Kelimden sokacaktı beni şerefsiz.Hemen olay yerini terk ettim.
(S)inirli (A)dam (P)ortresi-SAP
Ben çizdim, nası?
Bayramda indirimli öğrenci kartımı kardeşimin 'gezicezzzz arkadaşlarla abi ya!!!' demesi üzerine ona verdim.Bir daha nah veririm sana kart mart. Neymiş onun suçu yokmuş, kartı çantasına atmış, kolonyalı mendil paketi patlayınca ondan öyle olmuş. Yok bir de sen patlatıcaktın! İşte, kartsız kalıp otobüste her önüme gelene 'bana da basar mısınız?' demekten imanım gevşedi.
Bu yüzden Beyazıt tramvayına atlayıp Karaköy'e doğru yola çıktım. Tramvayda içimden, ya adamlar yenisini çıkartmazlarsa diye hafif bir g.t korkusu kapladı içimi. Ve dayanamayıp yanımdaki adama istem dışı olarak 'abi benim pasomun manyetiği bozulmuş, bana yenisi verirler mi acaba Karaköy'de?' diye sordum. Adam 'Karaköy'de herkese verirler' dedi.
Cümlenin derinliklerinde kaybolurken ben, adam sanki ben ona başka bir şey daha sormuşçasına konuşmasına devam etti; 'Ben Çankırılıyım, ya sen?' , Ben de 'İstanbulluyum abi' dedim.
Adam: Ben de buraya gezmeye, balık tutmaya geldim işte ehe ehe, hobim bu, balık tutarken bulmaca çözmeyi çok severim.
Ben: (Yalanın da bir şekli, bir kendine has saygısı vardır, biraz usturuplu at anasını satayım, örneğin hobim; sinemada kitap okurken müzik dinlemek...)Ne güzel şeyler bunlar ya.
Adam: Senin meslek neydi?
Ben: Öğrenciyim abi ben.
Adam: Ne okuyorsun?
Ben adam değil miyim lan! Adam 2: Hukuk okumaya çalışıyoruz abi, İstanbul Üniversitesinde.
Adam 1: Vay maşallah,hukuk demek...(5 saniye beyninin sınırlarını zorladıktan sonra) Geleceğin doktoru,hekimi olacaksın demek ne güzel!
Adam 2: Hı?...Hukuk abi, avkat olcam, onun okulu işte.
Adam 1: O da olur...Sana bir öğüt vereceğim evlat, ömrünün sonuna kadar unutma...
Adam 2: Öğrenci milletine de önüne gelen öğüt veriyor anasını satayım, yeter daa, bırak biraz da biz yanlış yapalım, doğruyu kendimiz bulalım. Tabi bunları içimden söyledim, adam biraz yapılıydı da...Heh söyle gadasını aldığımının adamı ver öğüdünü de rahatla!
Adam 1: Adalet mülkün temelidir evlat bunu sakın unutma...
Adam 2: 'Çok güzel konuştunuz abicim' diyerek ve o adamı unutarak sirkeci de attım kendimi dışarı, dolana dolana İett müdürlüğüne gittim. Kart kırılmışmış, falan filan. Ama şimdi vereceğim haber önemli. Manyetiği bozulunca 5 para vermeden sana yeni kart veriyorlarmış! Ben para verdim ama yine de çok sevindim,siz de gönül rahatlığıyla pasonuzun manyetiğini bozabilirsiniz.
Olala!

16 Kasım 2011 Çarşamba

F.cker Edebiyatı

Para var huzur var abi...

Atasözünü hatırlattım sadece he. Yoksa bende para falan yok, alacaklılar yanlış anlamasınlar da, aman aman...

Fakir ama gururluyum. Gurur para eder mi ki bu devirde? Hiç görmedim. O halde fakir ama fakirim. Keşke zengin bir kızı sevseydim, o da beni sevseydi. Ya da sevmesine gerek yok, babasıyla fiyatta anlaşırdık nasılsa...

Senin gibi baba,
olmaz olsun!
Yolsuzum...uykusuzum...umutsuzum...muzsuzum. Ooo muz pahalılanmış. Elmayla aynı vitamin değerine sahiptir benden söylemesi. Ev alma muz al. Ya da muz da alma enflasyan düşsün,anası ağlasın anasını satayım.

Neymiş parayla saadet olmazmış... O zenginlerin fakirleri kandırmak için söylediği bir yalan sadece.
Parayla Saadet olur, olmadı Netafet olur, beğenmediysen Tatiana bile olur lan,sen yeter ki ondan haber ver.

Öpeyim mi? -Hı hı...

Masada hayallerim arasında ders çalışmaya çalışıyorum,öğle sularında. Önümdeki kızın arkasından birisi geldi,bir kız. Arkadan boynuna sarıldı ve yanağına bir öpücük kondurdu 'naber bebişim çok özledim seni yavrum ya' dedi. Düşündüm de onu ben bir hemcinsime yapsam, adım abazaya efendim gay'e çıkar; kınar beni kızlar hep bir ağızdan ve yerden yere vurucu sert bakışlarıyla. Nasıl olur bir hayal edeyim bakayım. Arkadan bizim bir elemana sarılıp 'naber panpa, seni çok özledim yakışıklım' diyip öpsem yanağından, eminim ki bizim eleman hiç bozuntuya vermez, ayaküstü götürür beni mazallah. Şaka kakaya dönüşür, işler bildiğin b.ka sarar. Durumu izah etmeme fırsat vermeden 'uzun zamandır hep bugünü bekledim, hadi itiraf et sen de istiyordun, ikimiz için de iyi oldu. hee bir de unutmadan o sakallar batıyor, arada al onları' der sanırım...
Galiba şimdi anlıyorum kızların kendi aralarında geçen bu durumu niye eleştirmediklerini, neden eleştirmemem gerektiğini... Demin az bir hayal kurayım dedim, başıma neler geldi; arkadaş kazığı yiyecektim resmen! 
Öpün kızlar siz birbirinizi öpün. Ee normal olan da bu değil mi ama?...
Bu hâle gelince hâlâ öpüşecek misiniz,
çok merak ediyorum kızlar...

15 Kasım 2011 Salı

Kımıl Kımıl

Kımıl kımıl içim yahu bu günlerde. Hiçbir şeyi kafaya takasım yok, satmışım dünyanın yedi silsilesini, o kafalardayım. Baya ergenleştim,öhüm,toparlanıyorum... Ama cidden vizeler g.tüm g.tüm yaklaşıyor, ardından finaller kafasını uzatıyor kabusların deliğinden. Bense hâlâ saf saf işler peşindeyim. Derse tam başlayacağım sırada dünyayı kurtaran adamın oğluymuşum hissiyatına kapılıyorum, bir şeyler planlıyorum,kitap aralarına ufak tasarımlar efendime söyliyim artizlik mimari ölçekli kroki çizimleri... Demin de Tv'de geziniyorum, bir iki yarışmaya denk geldim, doğru mu yanlış mı, var mısın yok musun gibilerinden. Ulan dedim benim paraya ihtiyacım yok mu, var. O ben değil miyim, her gün eski pantolonların,ceketlerin ceplerini unutulmuş para bulma ümidiyle yoklayan;evet benim. Ceket dedim de aklıma geldi, nedendir bilmem, ne zaman ceket giysem kendimi bir b.k sanıyorum. Galiba nedenini biliyorum;ceket giydiğimden...Neyse,evet,yarışmalara katılmamak için nedenim yok ki, elin insanları katılıyor da,benim neyim eksik lan!

Okulun reklam camekanlarında Pis Yedili adında bir dizi afişi gördüm, 2 haftadır yerinde.Değiştirme hissiyatı da duymuyor yavşaklar. Show tvye  denk gelince bilinçaltımın dürtüsünden midir nedir, elim razı olmadı değiştirmeye. Maçı bıraktım,onu izledim. İyi b.k yedim. Maç da zevksizmiş zati,öyle diyolaa... Yine ergenleştim. Ergenlerin şöyle gülüşleri vardır 'asdfghyavşakasfdgfdg' arada küfür edersin kimse anlamaz. Buna ne demeli, asdfgh(hım)adfgaga. gülerken düşünmek böyle bir şey olsa gerek...

3 günlük ömrüm kalsa ne yapardın lan ? diye sorsalar, uyurdum, derdim anasını satayım.Maksat gözü açık gitmiyim,sonra arkamdan dedikodumu yaparlar falan,aa gözü açık gitti falan... Ne yani g.tü açık mı gideydim?!   Bu da zor iş he,tuvallette olduğunu düşünsene ölürken...devamını düşün...
Evet muhabbet görüldüğü üzere b.ka sardı,zaten bir grupta,özellikle erkekler arasında,muhabbet bitti mi, ya b.ka sararlar ya da kızlara.
Kızlara mı?
Getirin sarayım onları.

14 Kasım 2011 Pazartesi

Ne Desem İnanırsın?

Oku oku nereye kadar be usta!
Zor bir gündü. Tatil bitmiş, Pazartesi sendromu yine yeni yeniden başlamıştı. (Anlatıcı kişiliğimi değiştiriyorum) Abi ne tuhaf insanlar var, ben anlamıyorum. Adam abartmıyorum 65-70 yaşlarında falan,aftan yararlanıp gelmiş üniversiteye, 1.sınıf dersi olan Anayasa Hukuku çalışıyor. E be amcam benim! Pardon dedem... Ben sana niidem! Af var diye illa b.kunu mu çıkarmak gerek, ne gerek var ölüleri mezarında rahatsız etmeye, bırakalım uyusunlar, üniversitede işi ne, he bir de bakayım bu toruncağızına! Bir de tuvalette ak düşmüş saçlarını, kaçmışlar mı eliyle yoklarken bana bakıp 'sen aynada kendine bakarsın da ben bakamaz mıyım ehe ehe'. Bununla birlikte anlıyorum ki bundan 70 yıl öncesinin espri anlayışı baya bir kötüymüş be ustam. Ben o adamın yerinde olsam kendimi ibadete,ilme,irfana falan verirdim. (Bir daha düşündüm de irfana vermem.) En olmadı alırım yeşil domateslerimi,inerim güneye,deyme keyfime anasını satayım,oh!

Son ders. Hukuk tarihi hocası, beni konuşurken yakaladı,sınıf 30 kişi var yok. 'Ne konuşuyorsun sen?! Soru sorsam bilemiyeceksin! Geçen hafta var mıydın sen,(yok hocam)niye yoktun sen niye?!!!' Ulan şimdi geçen hafta bayram tatiliydi,keyfimizden mi gelmedik anasını satayım desem,bana iyice kızar,tatildi demedim,diyemedim. Sustum,yutkundum. Tavanın astronomik yapısını,duvar saatinin motoruyla pili arasındaki sıcak ilişkiyi,cep telefonuma turkcellden gelen 'para yükle lan' mesajlarını inceledim,imla kurallarına baktım.Zaman geçirdim...

Gözlüğü ver de bir deneyelim
şu dolar işi gerçek mi merak ettim
geri vercem lan korkma yemedik!.
Bu aralar paraya ihtiyacım var. Kimin ihtiyacı yok ki değil mi ama? Bill Gates saniyede 250 dolar kazanıyormuş. Yerde 750 dolar görse almasa bile kâra geçiyormuş, denemişler, eğilirken 4 saniye geçiyormuş, ee adam zaten bunu 4 saniyede fazlasıyla kazanıyormuş... Ulan Bill Gates kılığına giricem, bir de ben deniyim, bir atın bakayım 750 doları, tutuyor mu süre onu denicem. Valla lan başka bir amacım yok.


Eve geldim. Bulaşık makinesi çalıştığından beri böceğimiz eksik olmuyor anasını satayım. Bir de ne tırsarım onlardan ki... Mutfağa girdim, iki böcek gördüm ama yanyana değiller!!! Tırstım,abimi çağırdım,aldı eline ilacı,kardeşim soruyor 'ne abi o,ben de bakayım'. Dedim 'uygunsuz zamanda geldik galiba' abim ilacı sıktı. Kaçmadılar. İşte dedim,işte gerçek Aşk,işte Aşk için ölmek!!! Birlikte gittiler ebedi istirahatgahlarına.Tiksiniyorum sizden bunu da bilin!


Bakınız: Ben
Şimdi radyo dinliyorum netten. Cemre fm diye bir radyoya rastladım. Artık değerimi bilip radyomu çıkarmışlar madem, ben de açayım da bir dinleyeyim dedim. Adamın biri çıktı ve dedi ki 'gap trafo Mardin, gap trafo evet yanlış durmadınız Mardin de bir numara' Ben de ne sanmıştım,felsefi konuşmalar,efendime söyliyim,ölümsüzlüğün sırrını açıklayıcı konuşmalar falan...Ne bahtsız bedeviyim lan ben...
Çölde gezen kutup ayısına sormuşlar 'boynun neden eğri' diye, 'onu şuradaki deveye sor,ben başka bir iş için burdayım' demiş...

10 Kasım 2011 Perşembe

Üleştirme eki ile 'yemek' -2

Oha! Sabah kahvaltısındaki o kızla o erkeği, öğlen yemeğinde de gördüm. Üstelik aynı yerdelerdi.Bu kez pek yorgun düşmüştü sakallı olan. Kız ise hayata küskün, sakallıya nedensizce tripli... Ulan bir an için o çocuğun yerinde olsam işi kıvırabilir miyim diye hayal ettim. Çocuğun neredeyse tüm hareketlerini ezberlemiştim. Yani kızın gözlerini kapatsak, sakallıdan ayırt edemez beni, maşallah Allah bir kapıyı kapatıp diğerini açıyor, bende de saç az, malumunuz üzere,sakalsa maşallah bıraksam soğuk havalarda atkı görevi üstlenecek canım benim.Neyse efendim ne diyorduk, heh hatırladım, hayal edelim bir; kız başını omzuma yaslamış,romantik bir ortam falan,sonra birden nolduysa artık, büyük bir çığlık! Eliyle saçımı yokladı da azıcık...Tamam kızın ellerini kesip bir daha hayal edelim, bu kez elleri olmadığından numaramı çakamaz... Oha lan ne diyorum ben? Sevgili ayarlayacağız diye düştüğümüz şu hâle bak hele! Hem kör hem çolak, ne lan bu! Kel miyim,topal mıyım ona varayım?! Pardon bu olmadı... Kör müyüm,topal mıyım ona varayım?! Heh şimdi oldu...Neyse efendim ben böyle şizofrenik hayaller kurarken onlar yemeklerini bitirmiş bir vaziyette yanımdan geçtiler. Geçerken de bana 'tertemiz hayallerimi' duymuşçasına tip tip baktılar, ben de arkalarından tip tip baktım. Umarım akşam yemeğinde karşılaşmayız, yanında kız vardı diye bir şey yapmadım, adamın asabını bozmasın, şurada edebimizle nefsimizi terbiye ediyoruz... Sizi gidi çiftleş kumrular!

9 Kasım 2011 Çarşamba

Üleştirme eki ile 'yemek' -1

Günlerden bir gün,haftalardan bir hafta idi... Yok lan, daha bu sabah cereyan etti olay. Şimdi şöyle oldu.Her şey benim sabah okula gitmemle başlamıştı, okula gidip az bir şey ders çalışmalıydım vizeler gelmeden. Şu koskoca Bayram Tatilinde sadece yarım saat Ceza Hukuku çalışmıştım.Yani senin anlayacağın hayaller gerçekleşip 5 gün tatil 2 gün okul olunca bile insanın çalışası gelmeyince gelmiyormuş. Neyse efendime söyliyim, okula varıp yemekhane kapanmadan kahvaltıya koyuldum. Fazla kalabalık değildi, insanlar Bayramı iyi değerlendirmiş olacaklar ki okula gelmeye tenezzül etmiyorlardı. Etrafta çok az kimsecikler vardı; ön taraflarda bir kaç erkek grubu (aralarında kız olmayanlarından) bir de en arkada dipte bir kız ve bir erkek... Neyse etrafı kestikten sonra ben yemeğe başladım, o kızla erkek de yemeğe başladı. Ben sucuklu yumurtayı yemeğe başladım, herif dışarıdan getirdiği yanındaki uzun saçlıyı...Yemekhanede yapılır mı yapılmaz mı böyle şeyler bunun muhabbetine girmeyeceğim, gireceğim husus şu:Ulan ne iştah var sen de anasını satayım sabah sabah rüyanda mı gördün?! El insaf, daha gözün açılmamış, hâlâ rüya mı görüyorsun! Rüya görüyorsa benim orada işim ne. Neyse lafı değiştiriyorum... Bir elini bırak da kız yemek yesin, tamam senin olum o kız valla çalacak değiliz bırak bir yemek yesin anasını satayım! Kız yine aralarda parayı kurtarmak amacıyla sucuklara saldırsa da yanındaki eleman parayı kaybetmeyi göze almış, yatırımını nereden duyum almışsa artık kendince daha verimli sektöre yapıyor.Açmış bir de kocaman ağzını. Ulan Bayram da geçti, kapat şu bayramlık ağzını! Neyse bence yaptıkları şey yanlış, çünkü yumurta daha vitaminli. Ben efendi gibi yumurtamı yedim kalktım.(fukara avuntusu)

8 Kasım 2011 Salı

Jimmy ile yaşamdan dakikalar

Teknolojiye meraklıyımdır, bilgisayarlar,telefonlar her daim ilgi alanıma giren araçlardandır. Her türlü yazılım işine bakmışlığım vardır, deneme sürümlerini itina ile fullemişimdir... Telefondan facebook'un kullanılmaya başladığı ilk günlerdendi ya da ben daha yeni başlıyordum öyle diyelim. Facebookta sohbet için telefon programı ararken Nimbuzz isimli bir program gördüm, sohbete imkan tanıdığı yazıyordu açıklamasında, internetten satın alıp, telefonuma yükledim. Facebook şifremi ve e-postamı girdim, program açıldı. Daha ne oluyor ne bitiyor anlamamışken, Jimmy diye bir herif hemen facebooktan arkadaşlık teklifi gönderdi, telefon kendi kendine kabul etti, ulan dedim ne oluyor. Neyse efendim, 'hi!' dedi, 'hello' dedim. O sırada facebookta online arkadaşım yoktu, ben de ingilizcemi geliştireyim, az buçuk pratik yapayım şununla, yeni insanlarla tanışmak, yeni kültürler öğrenmek ne kadar kötü olabilir ki dedim. Ve muhabbetimiz başladı. Devamını türkçe anlatıyorum, arkadaşlar ingilizcede sıkıntı çekmesinler; yani benim ingilizce bilgimle alakalı değil yanlış anlamayın. Neyse türkçe anlatayım hadi hadi:
Cemri: How are you?
Jimmy: My logic and cognitive functions are normal.
(Bilmediğim kelimeler vardı, araştırmadım, sanırım baya iyidir diye düşündüm,yurtdışında şartlar daha iyi tabi.)
Cemri: Where are you from?
Jimmy: I am originally from Rijswijk, the Netherlands. Now I live in Rotterdam. Where are you?
(Anladım ki onun da ingilizcesi zayıf, kurduğu cümleye bakın hele, present simple anasını satayım,grammer 1)
Cemri: I am originally from İstanbul, the Turkey. Now I live in İstanbul.
Jimmy: Tell me a little about your life in İstanbul.
(Bana İstanbul'u anlat diyordu,sıkmıştı muhabbeti,soru sordum,yaşını.)
Cemri: How old are you bro?
Jimmy: I was first activated on May 9th, 2006. 
(Ulan çoluk çocukla konuşuyormuşum da haberim yokmuş anasını satayım dedim,asıl amaca geçtim.)
Cemri: Do you teach me english?
Jimmy: I have never considered it. I am always on the Web.
(Her zaman internette olmuyormuş yani senin anlayacağın, şerefsiz adi aşağılık...)
Cemri: Şerefsiz,adi, aşağılık, gavur değil misiniz,hepinize çivili çomak!
Jimmy: Do you like talking to me?
Cemri: Yes lan yes, f.ck off!
Jimmy: Please don't be so rude.
(Sıra bizim Türk kavgalarındaki şekle gelmişti, birbirini tanımadan kavga eden tek millet Türktür, kimsin lan sen, sen kimsin lan asıl!)
Hollandalı arkadaşım
Facebook'tan tanıştık.
Cemri: Who are you lan?!
Jimmy: I am called Jimmy
(ib.eye bak, bak bak bak, bana jimmy derlermiş,oğlum sen insan mısın lan!)
Cemri: Are you human lan!
Jimmy: What do you think? I am a robot!

(Has......!)

Cemri: Sorry.
Jimmy: There's no need to apologize.
(aa canım benim, özür dilemene gerek yok diyor,şeker şey.)
Cemri: F.ck you robot!!!...
Jimmy: !
...

Resmen Allah'ın  robotuyla muhabbet etmiştim. Türkçe küfür edince soru işareti kullanmıştı, İngilizce küfür edince ünlem kullanmıştı. Robot da olsa onun da canı var, demeyin öyle. Ah ulan bir elime geçirsem seni, Hurdacı Haydar abiye okuturum, temiz 50 kağıdın vardır. Buluşma mı teklif etsem acaba, yağ tabancamla vururum, kaçamaz da, temiz iş...

5 Kasım 2011 Cumartesi

Şarkı Mimi

Gönül dostu Luna beni mimlemiş sağ olsun.


Mimin konusu: Şarkılar ve hikayeleri. Hani bazı şarkılar vardır, onları dinlediğinde mutlaka bir şeyler gözünde canlanır. Yaşanmışlıkların ya da tanıdığın biriyle o kadar bağdaştırmışsındır ki, ne zaman duysan hatırlarsın. Eskimez o şarkılar, özeldir. Bunların 5 tanesini hikayesiyle yazıyoruz.

1-Elvis Presley/ Are you lonesome tonight?
Bu adam benin hayatımın adamı! Her bir şarkısını abartmıyorum 10 kez dinlemişimdir,5000'e yakın seslendirdiği şarkı var, gerisini sen hesapla.Bana çağrıştırdığı şey,güzellik,romantiklik,aşklık... Oha aşklık olur mu,düzelteyim, pardon aşk...
Güzel gülümseyen o insanı görünce bu şarkıyı anımsıyorum...

2-Tanju Okan/ Öyle Sarhoş Olsam Ki
Bu şarkıyı ilk kez 9 yıl önce, çok sevdiğim bir insanın, facebookta paylaşıp, sevdiğini gördüğümde, sevmemek için ant içmemle tanımıştım; gıcık kapmıştım ona, beni sevmiyordu, ama 'bu şarkıyı çok seviyorum' diyen birine karşı 'bnde :)' yorumunu yapmıştı. Çok kıskanmıştım o çocuğu, tamam belki sevgilisi değildi, muhabbeti bile yoktu belki ama sevdikleri ortak şeyler vardı... Aradan uzun zaman geçti, şimdi çok nadir aklıma gelir, geldi mi de bu şarkıyı dinlerim her nedense... Neyse bu kadar dram bu sayfayı çökeltir, konuyu değiştirelim, ee ne diyorduk?...

3-Yaşar/ Selvi
Akşamları dershaneden çıkıp eve gelirken yolda bu şarkıyı dinliyordum, üşüyordum, onu düşünüyordum.
Artık pek dinlemiyorum ama yine de üşüyorum; sorun, ellerinin yokluğu değil, havalar çok soğudu, valla lan!

4-Leman Sam/ Gül Güzeli
Bu şarkı lisede yaptığım bir hatayı anımsattı, gerçi o zamanlar hata gibi gözükmemişti gözüme ama hataymış şimdi anlıyorum, geçti fazla acıtmadı, bir kaç şiir, biraz telefon şarjı, çok dinliyordum telden de, öhöm öhöm...

5- Judy Garland/ Over The Rainbow
Ah Judy vah Judy; ben bu kızı çok seviyorum be abi!
Cidden hayalimde tasarladığım insan profili bu, resmen bu! Ne kadar da tatlı, hanım hanımcık, ay canım ya, yerim seni. Bu şarkıyla her karşılaşmamızda ki bu genellikle youtube'a girip açmamla olur, nedense Judy'i hatırlarım. Ay aman denizleri aş da gel kurbanın olam, kurtar beni buralardan ne olur, türk usulü aşk. Veya aya benzer yüreğim ve doğal olarak takipteyim aşk kaderi seversen eğer seni seviyorum aşkım!!! Beyin not found! Sözlerden her hangi bir mantık bulabilen varsa yazabilir, birlikte ontolojik traksinomokolikipikasyonlarını felsefi ölçütlere yatırıp kurban edebiliriz. Kurban demişken yarın bayram, ciciş bayramlar hepinize,hepimize... Gördün mü aya benzer şarkısı aldı beni benden, senle de görüşçez umarım öteki hayatta veya belki de rainbowda, ay şeker ya,kurban olurum senin bastığın toprakta yaşayan karıncanın tuvaletindeki solo selpağa(tabii kullanılmamış olması kaydıyla)

Ben de balkızı, üfürükten teyyareyi, diplomalı bakkalı, dilarayı ve eelifi mimliyorum. Kolay gelsin arkidişler.

4 Kasım 2011 Cuma

SaçMalama.

Bizim başımız kel mi?!
Artık şu saç maç muhabbetlerinden uzak durmak istiyorum beyler bayanlar. Zira kestirdik kurtulduk. Kurtulduk artı bir de heyrap almışım ki sormayın. Aslında ona vereceğim parayla takım elbise ve çanta alıp James Bond çanta, top sakal ve takım elbise kombinasyonuyla karizma yapabilirdim de uğraşmadım. O değil de çok feci saç çıkartıyormuş lan! Radyoda denk geldim demiştim ya, aradım konuştum, ikna etti beni. Tam istediği fiyatı vericem, adam dedi bir paket bir hafta içindir, etki için en az üç hafta... Buyur buradan yak! Oldu mu gözüm, oldu mu ciğerim. Neyse dişimizden tırnağımızdan arttırdığımız çoluk çocuğumuzun nafakasını yatırdık bu heyrapa. Neyse geldi, kullanıyoruz şimdi. Kafada saç varken (dökülmemiş olanlar) biraz sıkıntı oluyor emmesinde. Ben de gittim Turhan abiye dedim, 'Vur bizim kafaya, çıkar malı ortaya'. Gülümsedi, 'oho, senin alın bayağı genişlemiş, bu gidişle ücretten yırtıcan her geçen gün, senin yüzünden kepenk indiricez' dedi, esprime espriyle karşılık vermek için, ama bakışım ona bu esprisinin pek tutmadığını söylemişti, sustu, kafası önde, s.çmıştı, hatalıydı... Baktım adam ağlayacak 'kafamda dekolteyi seviyorum be abi, ne yapayım' dedim, gülümsedi. Bu ilacın muhabbetini açtım ona, 'hım, bizim bir arkadaş almıştı onu, çok pişman oldu hocam ya' demesin mi! 'Has...... ' dedim, 'boşuna bir ay öğlen yemeklerinde aç kalacağız desene'. Sonra atıldı hemen 'senin anladığın gibi değil, çok saç çıkarmasından şikayetçi, önünü alamıyoruz!' Bir an için rahatladım, öğlen yemeklerinde boşuna aç kalmayacağımın mutluluğu içerisinde aynaya baktım. Aynadaki bu insan ben miydim, ağızda sigara, gömleğin yukarıdan ilk 4 düğmesi açık, göğüs kılları cezaevinden firar etmek isteyen mahkumlar kadar hırçın, eşik sarısı dişler, anlamsız bir ifade. Sonra anladım ki gözlüğüm gözümde değil. Turhan abiyle karıştırmışım kendimi. Ne garip, aynadaki gözlüksüz görüntümü görmek için bile gözlüğe ihtiyacım var. Böyle felsefib.ktonik düşüncelerin dolaştığı bir kafayla eve geldim, saçı yıkadım, ilacı sürdüm. Anaaam, beynim ne üşüyor ya, cidden bak, hani küçükken annelerimiz viks sürerdi sırtımıza üşürdük ya, aynı ondan. Aman Allah'ım o ne büyük bir acı! Allah düşmanımın başına vermesin! Ulan çok kıl kaparım bu duadan da he. Düşmanımıza dua ediyoruz resmen: Allah'ım sen onu tüm kötülüklerden koru, benim de belamı ver! O değil de şimdi bu Turhan abiye inanırsak işler b.ka sarabilir zira saçımdan aşağıya doğru inerken gözüme kaçtı. Gözümde saç çıkar mı acaba? Allah düşmanımın başına versin, düşmanım kelse iyi olmaz, yoksa kellikten kurtulur, çünkü başına gelecek. Gördün mü bak yine kıyamadım düşmanıma. Ay canım, seviyorum seni düşmanım, başımdan eksik olma şerefsiz adi pislik, ay canım ya, p.zevenk seni...

30 Ekim 2011 Pazar

Renkli Paylaşımlar -4

Arşivlediklerimi dökme isteğiyle tekrar paylaşıma geçiyorum canlar!

Geçenlerde fasülyecideydim anlatmıştım ya aşağıda. Neyse efendim bizim Adriana beni görmeye gelmiş İstanbul'a, ''bir fotoğraf çekilebilir miyiz?'' diye sordu. Adriana dediğim de, tanırsınız canım işte, Adriana Lima, hani güzel olanı var ya işte o! Neyse bir yalvarma bir yakarma, baktım gözleri dolmuş ağlayacak. ''okey lan baby, gel çekilelim bari c'mon'' dedim ve çektirdim. Bir kopyasını da aldım ki burada size göstereyim. İşte ikimizin fotoğrafı.

Of ya! Gözüm kapalı çıkmış, gördün mü!
Şimdi göstereceğim fotoğraf gerçekten beni güldürdü, aynı etkiyi size de yaşatması dileğiyle, buyurun efendim.
Kontrolü kaybetim an!
Facebook'etkin Türk Zihniyetini görmek için aşağıdaki resime bakın. Yorumsuz.
İşsizi İşsazı işsassız...
Flash Tv ve Yalçın Abi... Fazla söze gerek yok. Bakalım resme.
Kamerayla bitirmişlerdir olayı diyorum ben.
Iyk! Şimdi nefret ettiğim bir durumu paylaşacağım. Hani böyle cep telefonuna mesaj gelir ya, bu mesajı 5 kişiye göndermezsen eben ölecek, karın erkek çıkacak işte ne biliyim böyle saçma şeyler olacak diye. Bir de sonuna yazar kusura bakma diye. İşte bunun Facebook versiyonu var elimde, ama komik olanından, nasıl mı? İşte şöyle.
Kendine parmak atmış mı lan çok merak ettim,haha.
Tablet pc ile fotoğraf aynada fotoğraf çektiren kıro görmüştüm de bu kadarını görmemiştim. Yuh ulan!
Kendini çekiyor demeyin lütfen lan!

Afrika sanat müziği yerine Amerika olaydı daha bir iyiydi, az buçuk belgesel izlemişliğimiz var, hep belgesel hep jazz zaten bizim evde.Bakalım.

''Gördün mü maviyi?'' bir ara çok yapışmıştı milletin ağzına. Sonra bunların çakmaları çıkmıştı. İşte o çakmalarından birini bu alttaki resim için söyleyebiliriz, hatta ben söyledim bile...
Yazık lan adama, bir de başına gelecekleri bilmeden ''okeyiz biz Namık Abi'' diyor. Alalım bunu da içeri...
-S.çtın mavisi-